Page 35 - Yıldız'da Yaşam Sayı-7
P. 35

toplam yassı çelik tüketimi yüzde 18 civarında daraldı. Ancak söz konusu daralmayı, uzun ürün tüketimindeki yüzde 50’yi aşan keskin düşüşle kı- yasladığımızda, oldukça makul seviyelerde kaldığı şeklinde yorumlamak mümkün. Veriler, üretim
ve tüketim anlamında yassı çelik piyasasının
uzun ürünlere göre çok daha iyi bir performans gösterdiğini ortaya koyuyor. Ancak 2019’da AB’nin ülke bazlı kotalar belirlemiş olması ve kotaların da AB’ye yönelik ihracatımızın nispeten daha düşük seviyede kaldığı 2015-2017 ortalamasına göre oluşturulması nedeniyle ülkemizin AB’ye yönelik ihracatının gerileyeceğini öngörüyoruz. ABD ve AB’nin kapalı olduğu bir dünya pazarında, bu pa- zarlarda yaşanan kayıpları telafi edecek büyüklük- te ya da potansiyelde alternatif pazarlar bulmak mümkün değil.
2019’da çelik üreticilerimizin AB’ye yönelik yassı çelik kotalarını sonuna kadar kullanacaklarını, buna ilave olarak Kuzey Afrika, Güney Amerika, Orta Doğu ve bir miktar da rekabetin oldukça yoğun olduğu Asya pazarlarında alternatif kanallar yarat- maya çalışacaklarını tahmin ediyoruz. Ancak ABD, AB, Meksika, Kanada gibi korumacı tedbir alan ülkelerden kaynaklanan ihracat kayıplarının tam olarak telafisi mümkün görünmüyor.
Çeliği girdi olarak kullanan endüstrilerden otomotiv ve beyaz eşyada nasıl bir süreç yaşanıyor ve bu süreç çelik piyasasını nasıl etkileyecek?
Otomotiv ve beyaz eşya sektörleri açısından dünyada iyi bir noktadayız. Ancak bu büyüklüklerin çelik sanayimize olması gerektiği kadar yansıma- dığını, daha fazla iş birliği ortamı oluşturulmasına ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz. Otomotiv ve beyaz eşya gibi çelik kullanıcısı sektörlerle ürün, proje geliştirecek iş birliklerinin artırılmasının, sektörlerimizin sinerjilerinden, bilgi birikimlerin- den yararlanmalarının, ortak çalışma kültürünün oluşturulmasının ve her iki sektörün de birlikte büyüyebilecekleri bir ortamın geliştirilmesinin uzun vadede hem sektörlerimiz hem de ülkemiz ekonomisi açısından daha yararlı ve sürdürülebilir sonuçlar doğuracağına inanıyoruz. Güçlü bir çelik sektörünün varlığının güçlü otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinin oluşmasına, benzer şekilde güç- lü otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinin de çelik sektörünün güç kazanmasına katkıda bulunacağı- na inanıyoruz.
Türkiye’nin ABD ve AB’nin bu politikalarına karşı izlediği/izlemesi gereken yaklaşımla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Aslında ABD aldığı önlemlerle çelik sanayinde kapasite kullanım oranını yüzde 72’lerden yüzde
80’lere kadar çıkardı. İthalatını bir miktar sınır- landırdı, tükettiği çelikte ithal ürün payını yüzde 27’lerden yüzde 20’lere kadar indirdi. Ancak bunu yaparken iç piyasasında çelik fiyatlarının suni bir şekilde yükselmesine neden oldu. Önlem öncesin- de Türkiye’yle ABD piyasalarındaki HRC fiyat farkı 100 dolar/ton seviyesindeyken önlem sonrasında bu fark 400 dolar/ton seviyelerine kadar çıktı ve 300 dolar/ton seviyelerinde dengelendi. Önlemler ABD’li çelik üreticilerinin ton başına kârında ilave 200 dolar artışa imkan sağlarken tüketici sektörle- rin daha yüksek fiyatlardan çelik tedarik etmelerine ve rekabet güçlerinin zayıflamasına neden oldu. Aslında ABD’nin önlemi bir anlamda tüketici sektörlerden çelik sektörüne ciddi bir kâr trans-
feri yapılması sonucunu doğurdu. Section 232 tarifeleriyle bir anlamda ABD çelik sektörü için çelik kullanıcısı sektörlerini feda etmiş oldu. Büyüyen maliyetler nedeniyle dünya piyasalarında rekabet etmekte zorlanan pek çok çelik kullanıcısı sektör, istihdam azalttı, üretimini başka ülkelere taşıma kararı aldı ve zarar açıkladı. Katı koruyucu tedbirler ekonomi üzerinde de derin tesirlere neden oluyor.
ABD ve AB’nin önlemleri neticesinde ülkemizde de ithalata karşı geçici korunma önlemi alındı. Türkiye’nin aldığı önlemi, geleneksel dış ticaret akı- şına zarar vermeyecek dengeli ve hafif bir önlem olarak nitelendirebiliriz. Ancak ihracat anlamında Türkiye pazarına yoğunlaşmanın artması halinde önlemin koruyucu yapısının da değiştirilmesi ihtiyacı ortaya çıkabilir. Türkiye dünyanın en büyük sekizinci çelik tüketicisi konumunda ve bu anlamda çelik ihracatçısı ülkeler için de önemli bir hedef niteliğinde. Piyasadaki gelişmeleri iyi gözlem- lemeli ve açık bir hedef haline gelmeyecek şekilde gerektiğinde ihtiyaç duyulan tedbirleri alabilmeliyiz. Ülkemiz çelik pazarının korunmasız kalması halinde küresel çelik ihracatçılarının Türkiye’ye yönelmesinin sektör ve pazar üzerinde yıkıcı etkiler yaratabileceğini düşünüyoruz. Ancak alınacak önlemlerin her anlam- da dengeli olması gerektiğine inanıyoruz.
Biliyorsunuz Yıldız Demir Çelik sektörün en genç oyuncusu olsa da ilk üçe girmek gibi bir hedefle faaliyetlerini sürdürüyor. Bunun hakkında neler söylersiniz?
Yıldız Demir Çelik, Türkiye çelik sanayisine ve piyasası- na hızlı bir giriş yaptı. Kısa sürede ciddi bir kapasiteye ulaştı ve sektörün önemli aktörlerinden biri haline geldi. Yatırımlarını yakından takip ediyoruz. Önümüz- deki dönemde de yatırımlarını yeni ürünlere yönelik olarak sürdüreceğini biliyoruz. Ürün gamı ve üretim hacmiyle Yıldız Demir Çelik’in kısa sürede sektörün büyük aktörleri arasında önemli bir konuma ulaşaca- ğına, ilk üç arasında yer alma hedefini yakalayacağı- na inanıyoruz.
  Ürün gamı ve üretim hacmiyle Yıldız Demir Çelik’in kısa sürede sektörün büyük aktörleri arasında önemli bir konuma ulaşacağına, ilk üç arasında yer alma hedefini yakalayacağına inanıyoruz.
To read a brief summary in English, please go to page 62. 33




















































































   33   34   35   36   37